Bireysel öğretim teknikleri

1-BİREYSEL ÖĞRETİM TEKNİKLERİ

Bu teknikler daha çok öğrencilerin sınıf dışı öğrenmelerinde yararlı olacak tekniklerdir. Sınıf içinde de kullanılan bu tekniklerle ilişkili açıklamalar aşağıda verilmiştir.

Bireysel Öğretimi Gerektiren Nedenler :

1- Çocuklarda bilgileri kazanma yeteneği çocuktan çocuğa değişir. Eğitimin esaslı unsurlarını kazanmak için gereken süre çocuğa göre değişir.
2- Alışılmış okul eleyicidir, disiplin sorununu çözemez, zaman savurganca harcanır, bilgiler ezbere öğretilir, sınıflar kalabalıktır.
Bu dezavantajlar, bireysel öğretimle büyük ölçüde ortadan kaldırılabilir.

Bireysel öğretim biçiminde erişilmek istenen, ders çalışmasının, bireysel öğrenciye, onun yetilerine, ilgilerine, meyillerine ve aynı şekilde onun çalışma temposuna yönelik olmasıdır, fakat bu bireyselleştirme, bütün öğrencilerin eşit şekilde geliştirilmesinin aleyhine cereyan etmektedir ki, bunu geleneksel ders yapmaktaydı. Genel dersin yerine, tek kişi için ders ve öğretim talimatları ve bitirilmesi gerekli programların yardımıyla gerçekleşen bireysel ilerleme gelmektedir. Böylece, geleneksel dersin yaz grupları sınıfı ile bu bireyselleştirilmiş ders arasında bir gerginlik olduğu ortadadır. Bir başka deyişle, belli bir eğitim sistemi için her iki sistemin de vazgeçilemeyecek tarafları vardır.

Bireysel Öğretimin eğitim – Öğretime Getirdiği Yenilikler :

1- Öğretimde, bireysel çalışmaya olduğu kadar küme çalışmasına da yer ve önem verilmiştir.
2- Bireysel çalışmaya esas olan kendi kendine öğrenme (oto didaktik) araç ve gereçleri hazırlamada öncü olmuştur.
3- Yaratıcı ve küme çalışmalarına yer vererek okulun, öğrencinin kişiliğinin gelişmesinde etkili olan en önemli etken olması gerektiği esasını kabul etmiştir.
4- Öğretimi, öğrencilerin kişisel yeteneklerine göre yürütme denemesine öncülük etmiştir.
5- Öğrencilerin yaşlarına göre öğrenebilecekleri konuları saptamak, bunları araç ve gereçlerle uygun biçimde öğrenciye sunmak ve öğrenciyi denetlemekle, öğretimi bilinçli bir hale sokmuştur.
Kısaca, öğretim konusuna bilimsel bir yaklaşım getirmiştir. (C. Binbaşıoğlu, 1983, s.81-82)

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ ÖĞRETİM

Okuldaki başarı dağılımının yayılmasına neden olan faktörlerden biri de yoğun sınıf öğretiminde de değinildiği gibi bireysel farklılıkları öğretimin başlangıç noktası yapan sistemin kendisidir. Böyle bir yaklaşıma göre iyi okul, başarı ve başarısızlıkları farklı yetenek, ilgi, çevre ve yaşantı birikimine değil, sistemin içinde aramaya yönelir (Fidan, 1977) Genel okul yaklaşımıyla ilgili sorun, bütün çocukların okula aynı kültürel temel ve entelektüel araçlarla girmemesi ve eğitimlerini aynı amaçlar için kullanma eğiliminde olmamaları idi. Başka bir deyişle, genel okul öğrencilere aşırı genel bir eğitim sağlıyordu. On dokuzuncu yüzyılın sonundan itibaren Amerikan eğitimcileri eğitimi bireyselleştirerek ve bireysel ihtiyaçları karşılayarak bu sorunun üstesinden gelmeye çalıştılar. Amerikan eğitiminde beceri grupları, mesleki eğilimler, özel programlar aracılığıyla, bireysel gereksinimleri karşılama girişimi, okulun yapısında bulunan bütün çelişkileri ve problemleri ortaya çıkardı.

Öğrenecek kişi, bilgi ve yöntemler açısından seçme özgürlüğüne sahip olabilse belirli bir biçimde yumuşaklık içinde istediklerini öğrenme yoluna girebilse, eleştirel düşünce, psikolojik merak, öğrenme açlığı gibi yetiler zaten öğrenciyi öğreticinin karşısına ister istemez getirecektir. Öğrencide çoğunlukla var olan sağduyu, incelik ve içtenlik onu bilgiçlik taslayan biri olmaktan alıkoyacaktır. Bu da öğreten / öğrenen ilişkisini olumlu yolda etkileyecektir. Akıllı bir eğitici, her zaman öğrencisine şüpheciliği aşılamalıdır. Önemli olan öğretmenin ne çok bilgisi olduğunu göstermek değil, öğrencisinin ne öğrenmek istediğine bakmak; onu konuşturmak, dinlemek, öğrendiklerinden zevk almaya alıştırmak ve onda seçebilme alışkanlığı ve eleştirel düşünceyi geliştirmeye çalışmaktır. Bu ona yol göstererek ya da yolu keşfetme zevkini de ona bırakarak yapılabilir.

Bu sistem içinde dersler çok küçük gruplar halinde yapılmaktadır. Demokrasi bu eğitim sistemi içinde, bireyi sorumluluklarını bilen ve girişimlerinde yeterli olan kişiler olarak kabul eder. Her birey kendi seçimini akıllıca yapabilecek yetidedir, ortaya çıkan yeni durumlara kolayca uyum sağlayabilir, kendi deneylerinden yaratıcı sonuçlar çıkarabilir, gerektiğinde ortak bir şekilde gruplar halinde çalışmalar yapabilir.

Dolayısıyla yukarıdaki esaslara bağlı kalan bir eğitim sisteminde de direk olarak bir bilgiyi iletmek suretiyle öğretim yapılamaz ancak öğretimi kolaylaştırıcı yollar gösteren bir tür rehberlik yapılabilir. Bireysel ihtiyaçlara göre çok çeşitli programlara ulaşılabilirlik sağlanmalıdır. Öğretim ortamı gerçek anlamda güven ve rahat bir atmosfer içinde olmalıdır. Pedagojik yapı gelişmeye açık ve geçişli olmalıdır, önemli bir hareket kabiliyeti içermeli her şeyi önceden planlamaktan vazgeçmelidir. Çünkü eğitim ortamları da gerçek hayattan farklı değillerdir, her an her şey değişebilir ve farklı durumlar ortaya çıkabilir.

Bireyselleştirilmiş eğitimde sorumluluklar öğreten ile öğrenen arasında paylaşılmış olmalıdır, öğretmen öğrencinin gelişmesine yol göstererek yardımcı olur ve birlikte gelişip değişirler. Öğretim ortamı genelde birebir, gerekirse küçük gruplar halinde gerçekleştirilir.

Bu sistem içindeki okullarda, başarı yıllık esasa göre yapılmaz, öğrencilerin kendi ritimlerine göre ayarlanır. Sınıflarda çoğunlukla dikey sınıflama söz konusudur yani farklı yaştan öğrenen grubu aynı sınıfta toplanabilir. Dersler belirli kurallara bağlı olarak belirli saat dilimlerine göre yapılmaz. Ders zili yoktur, derslerin hedeflerine göre zaman ayarlaması öğrenen ile beraber kararlaştırılır. Çoğu zaman modüler eğitim yapılmaktadır. Öğrenci içinde bulunduğu sisteme uygun olarak bağımsız ve değerlendirilmesinde özgür durumda bırakılmaktadır.

Bireysel Öğretim Teknikleri

Bu teknikler daha çok öğrencilerin sınıf dışı öğrenmelerinde yararlı olacak tekniklerdir. Sınıf içinde de kullanılan bu tekniklerle ilişkili açıklamalar aşağıda verilmiştir.

Bireyselleştirilmiş Öğretim

Özel ders alan bir öğrencinin sınıftaki öğrencilerden daha başarılı olduğu varsayılırsa, öğretimin de bireysel öğretime dönüştürülmesi olası görülmektedir. Ancak, her öğrenci için özel ders verecek öğretmen bulmak olanaksız olacağından, sınıf içinde kullanılan teknikleri değiştirerek bireysel öğretime geçiş yapmak daha akılcı bir yaklaşım olarak görünmektedir.

Bir sınıfı oluşturan öğrenciler arasında bireysel farklar vardır. Bu durum öğrencilerin öğrenme hızlarında da farklılığı ortaya koymaktadır. Öğrenciler arasındaki bireysel farklılığın giderilmesi, her öğrencinin öğrenme hızına uygun düşecek bir öğretimin yapılması, öğretimin bireyselleştirilmesi ile olası görülmektedir.

Bireysel öğretim tekniği kullanılırken öğretmen ve öğrencilere yeni roller düşmektedir. Her şeyden önce öğretim öğrenci-merkezli olmaktadır. Öğretmenin rolü öğrenci merkezli öğrenme etkinliklerini yönetmek ve düzenlemektir. Öğretmen sınıfın tümüne değil de 3-4 kişiden oluşan küçük gruplara açıklamalar yapmak durumundadır. Öğrenciler de, öğretim etkinliklerine aktif olarak katılma, nasıl öğreneceklerini kararlaştırma, sınav tarihini saptama gibi pek çok sorumlulukları yüklenmektedir.

Grup çalışmaları, daha çok okuma parçalarıyla ilgili tartışmalı soruların cevaplandırılmasına, kompozisyon yazmaya ya da kısa konuşmalar hazırlamaya dönük olmalıdır. Öğretmen öğrenme üniteleriyle ilgili hedef-davranışları belirler ve öğrencilerin bunları kazanıp kazanmadıklarını belirlemek için ünite sonlarında izleme testleri uygular. Bu testler aracılığı ile öğrencilerin öğrenme güçlükleri ve başarı durumları değerlendirilmiş olur.

Bireysel gereksinmelere dönük grup çalışmalarında değişik etkinliklere yer verilerek öğrencilerin değişik çalışmalar yapmaları sağlanabilir. Bunun için :

Dönüşümlü günlük çalışmalar,
Beceri geliştirme çalışmaları,
Planlı grup çalışmaları,
Düzey geliştirme çalışmaları,
yapılabilir (Valette, 1972: 22-26)
Dönüşümlü Günlük Çalışmalar

Bu çalışmalarda her öğrenci kendini yetersiz bulduğu konularda daha iyi yetiştirmek için düzenlenen sınıf-içi öğretim etkinliklerine katılır. Sınıfta değişik etkinlikler için yeter sayıda gruplar oluşturulur ve her grupta bir konu üzerinde çalışmalar yapılabilir. Bu grupların başına o konuyu iyi öğrenmiş öğrenciler grup lideri olarak konur, ayrıca öğretmen tarafından hazırlanan araç-gereçlerle grup çalışmaları desteklenerek daha etkili bir çalışma yapılması sağlanır.

Beceri Geliştirme Çabaları

Sınıf içinde beş küme oluşturulur. Bu kümelerden dördü sözgelimi ana dil ya da yabancı dil öğretiminde temel beceriler olarak bilinen Dinleme, Konuşma, Okuma ve Yazma becerilerini geliştirme amacına, beşinci küme de öğrencileri yönlendirmeye dönük olarak çalışır.

Örneğin, birinci kümede dinlediğini anlama becerisini geliştirmeye dönük çalışmalar yapılır. Bu çalışma teyp, kaset eğer varsa video’dan yararlanılarak yapılabilir. İkinci kümede eğitsel oyunlar, panel, açık oturum, münazara gibi tekniklerden de yararlanılarak konuşma becerisini geliştirici etkinliklere yer verilir. Üçüncü kümede sessiz okuma, okuduğunu anlama, varsa ders kitabında amaç dilin kullanımıyla ilgili zorlukların giderilmesine yardımcı olacak gramer açıklamalarının yapıldığı, daha çok okuma becerisini geliştirmeye dönük etkinliklere yer verilebilir. Dördüncü kümede ise alıştırma kitabı ya da diğer ders malzemelerinden yararlanılarak yazma becerisini geliştirmeye dönük etkinliklere yer verilebilir. Beşinci kümede ise öğrencilerin öncelikle hangi kümeden işe başlamaları gerektiği konusunda bilgi verebilmek için yönlendirme çalışmalarına yer verilebilir, bunun için gerekirse dört temel beceriyi ölçen ve öğrencilerin öğrenme güçlüklerini ortaya koyan, tanılayıcı testler (diagnostic tests) verilebilir.

Planlı Grup Çalışmaları

Öğrenciler; bir akademik yılda ya da sömestride kazanmaları gereken becerileri belli bir plan ve sıra içinde grup çalışmalarına katılarak tamamlarlar : Örneğin, birinci grupta bir öğrenci altı haftalık dinlediğini anlama becerisini geliştirici programa katıldıktan sonra ikinci gruba geçip orada yine beş ya da altı haftalık olarak planlanmış konuşma becerisini geliştirme programına devam eder. Bu şekilde bir yılda alması gereken bilgileri ve becerileri belli bir sıra içinde tamamlamış olur. Bu sıralamada yine öğrencilerin kendi gereksinmesi ön planda tutulur. Böylece öğretimin bireyselleştirilmesine daha çok yer verilmiş olur.

Düzey Geliştirme Çabaları

Bilindiği gibi yabancı dil öğretiminde başlangıç, orta ve ileri olmak üzere üç düzey vardır. Öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerini saptamak ve uygun programlara yönlendirmek için dört temel beceriyi de ölçen bir yeterlilik testi (proficiency test) verilir. Bu testteki başarı durumlarına göre öğrenciler sınıflandırılıp uygun programlardan başlamaları sağlanır. Örneğin bir öğrenci dinlendiğini anlama kursuna orta düzeyden, okuduğunu anlama becerisini geliştirici bir kursa da ileri düzeyden başlayabilir. Öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyine ve öğrenme hızına göre bu sınıflandırmaları sağlıklı bir şekilde yapmak olası görülmektedir. Böylece öğrencinin gereksinmesine uygun bir öğretim yapılması sağlanmış olur. Bireyselleştirilmiş öğretim tekniğini kalabalık sınıflarda uygulamak güç olabilir. Ancak kimi uygulamalardan esinlenerek öğrencilere dönük yararlı çalışmalara yer verilebilir.

2- PROGRAMLI ÖĞRETİM :

Programlı öğretim, ünlü psikolog Skinner’in pekiştirme ilkeleri esas alınarak ortaya atılmış bir öğretim tekniği veya bir ders biçimidir. Programlı öğretim temelde, öğretimin bireyselleştirilmesi ve hatanın en aza indirilmesi gibi iki önemli yenilik getirmektedir. Bu öğretim biçiminin uygulanışı modern, daha da öte teknolojik araçlara ve yöntemlere bağlıdır. Programlı öğretim biçiminin bireyselleştirilmiş topluma uygun bir öğrenim yöntemi olduğu belirtilmektedir.

Programlı öğretimin temelini oluşturan Skinner’in pekiştirme ilkeleri ve Programlı Öğretimi karakterize eden özellikler şöyledir.

a) Küçük Adımlar İlkesi : Bilgi üniteleri, adım adım öğrenciyi ilerlemeye yöneltecek bir şekilde düzenlenmelidir. Bu adımlar bir ünitenin öğrenilecek en küçük birimini oluşturmalıdır.

Programlı Öğretim, belli bir sıra etkiler sunar (Stimulus İlems).

b) Etkin Katılım İlkesi : Her bilgi ünitesi bir ilerleme aşaması oluşturmaktadır. Bu aşamada bir alıştırma ya da bir soru bulunmaktadır. Soru, verilen bilginin kazanılıp kazanılmadığını yoklamaktan başka bilgi edinmede ve özümlemede de bir araç olmaktadır. Böylece soru bir işlemi, bir eylemi başlatmakta yani öğrenme olayını sağlamaktadır. Öğrenme işi öğrencinin kendisi tarafından yapılmaktadır. Böylece öğrencinin etkin katılımı sağlanmaktadır.

Öğrenci bu etkilere karşı programda belirtildiği gibi reaksiyon gösterir (Response).

c) Başarı ilkesi : Öğrenciler hep başarmak zorundadırlar. Sorular da öğrencilerin başarabileceği güçlük düzeyinde olmalıdır. Güçlüğü aşmak bir sonraki öğrenmeler için gerekli olan güdüyü oluşturmaktadır.

Hemen takip eden başarı bildirimi öğrenciyi, öğrenim davranışında kuvvetlendirir (Reinforcement).

d) Anında Düzeltme İlkesi : Öğrenci soruyu cevapladıktan sonra cevapla karşılaşmakta, böylece kendi kendini kontrol etmekte ve düzeltme de hemen yapılmış olmaktadır. Anında kontrol pekiştirmenin temel öğesidir.

Öğrenim adımları kısa tutulmaktadır.

e) Dereceli (Kademeli) İlerleme ilkesi : İlerleme, aşamalı ve mantıklı olmalıdır. Yapılacak işlemlerin düzeyi basitten karmaşığa, bilinenden bilinmeyene, kolaydan zora doğru olmalıdır.

Öğrenci çoğu kez doğru cevaplar verir.

f) Bireysel Hız İlkesi : Öğrenci, zamanı kendine uygun olarak ayarlamaktadır. Başarısızlık, ya da sınıfta kalma söz konusu değildir. Böylece sınıf ortamında öğrenciler arasında düzey farklılığının yarattığı olumsuzluklar da ortadan kaldırılmak istenmektedir. Sınıf geçmede belirli süre kuralı da geçersiz olmaktadır.

Daima erişilen bilgi düzeyinden hareketle, öğrenci bilgisini, öğrenim amacına yönelik devamlı bir yaklaşma ile mükemmelleştirir.

Programlı öğretim tekniğinde, öğrenci belirlenen hedef-davranışlara kendi algı hızıyla bireysel bir çalışma sonucunda ulaşmaktadır. Programlı öğretim araç ve yöntemleri, programlı öğretime göre hazırlanmış kitaplar ile programlı öğretim makinalarını ve bilgisayar destekli eğitim araç ve yöntemlerini kapsamaktadır. Şüphesiz programlı öğretim sadece öğretim-öğrenim makinalarıyla yapılmamaktadır. Metin halinde, yani kitap halinde programlı öğretimde program taşıyıcısı olarak kullanılan kitaplar bazı arzu edilmeyen etkinlikleri de beraberinde getirmektedir. Kendi başına, bağımsız çalışma için yeterli derecede motive edilmemiş bir öğrenci, kendine özgü cevabını vermeden önce, belli bir öğrenim adımı için olan cevabı, bu öğrenim adımını takip eden sayfada ya da öğrenim adını içinde verilen cevabı okuyabilir. Bu yolla, programlı öğretimin temelini oluşturan etki-tepki akışı bozuntuya uğramış olur ve öğrenim kuvvetlendirmesi etkisini göstermez. Bu durumda, anlaşılacağı gibi kuvvetlendirilmesi gereken öğrencinin kendine özgü bir becerisinden söz edilemez. Kitap halindeki programlı öğretimin bu dezavantajını sadece öğrencinin iyi niyetine yönelen bir talimat yok etmeye çalışır. Keza program taşıyıcıları olarak başka araçlar da belirtilebilir. Sözgelimi, bantlar, dias, film perdesi, televizyon ekranları, vb.

Ülkemizde programlı öğretim tekniğine uygun yazılmış kitaplar ve bilgisayar programları bulunmaktadır ancak uygulaması çok sınırlıdır. Bu kitapların alıştırma kitapları öğrencilere sınıf içi ve sınıf dışı etkinliklerde yararlı olabilir.

Programlı öğretim, öğrenimin bireyselleşmesini gerçekleştirmektedir. Sınıf dersinin aksine, Programlı öğretimde her öğrenci kendi beceri düzeyine uyan, yanı, programın başlangıcı kendi bilgi düzeyine uyan programlarla çalışır. İkinci olarak öğrenci, kendi isteğine göre hızlı ya da yavaş çalışabilir. Programlı öğretim, bu bireyselleştirmeyi programın küçük dilimler halinde sunulması ve devamlı kuvvetlendirme ile gerçekleştirmektedir. (Ş.G. KÜLAHÇI 1985, S.10-19)

Programlı öğretim bireysel kendi kendine öğrenme yöntemidir. Bilginin özel parçalanmaya temel öğelere ayrılarak belirli bir sıraya göre düzenlenip bireysel esasa göre öğrenebileceği varsayımına dayanmaktadır.

Programlı öğretim disiplin ve deneysel bir yaklaşımdır. Bir öğrencinin önceden belirlenmiş hedef ve davranışlara ulaşmasına yardım etmek üzere, deneysel olarak gelişt

irilmiş öğrenme tekniklerinin sistematik olarak uygulanmasıyla düzenlenmiş bir süreçtir. Programlı öğretimin anılan faydalarının yanında, öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci şahıs ilişkilerini ihmal etmesi, bütünsel ve verimli düşüncenin ilkelerini ihmal etmesi gibi dezavantajları vardır.

Programlanmış içeriğin sunumunun optimal şekli, öğretim – öğrenim makinalarıyla olan şeklidir. Bu makinalara öğretim otomatları da denmektedir. Bu öğretim otomatı yardımıyla bilgileri öğrenciye, ekran üzerinde, elektrikli yazı makinaları üzerinden, bilgisayar üzerinden otomatik yönetilmiş olarak sunmak mümkündür ve bir sonraki öğrenim adımının verilmesi; öğrencinin verilmiş öğrenim adımına bir düğmeye basmak ya da yazılı ve sözlü bir biçimde otomata reaksiyon göstermesinden sonra gerçekleşmektedir. Böylece öğrenci daima eriştiği bilgi durumundan itibaren küçük adımlar halinde öğrenim amacına doğru yaklaştırılır.

Sonuçta, özel olarak programlı öğretimin, genel olarak da modern ders araçlarının eğitime uygulanmasında dikkatli olunmalıdır. Çünkü Programlı Öğretimin uygulanan derse olan geri etkileri bilinmektedir.

Programlı öğretim materyallerini hazırlamada 3 ayrı model kullanılmaktadır. Bunlar doğrusal, dallara ayrılan ve atlamalı program modelleridir.

Buraya kadar açıklanan öğretme stratejileri, yöntem ve tekniklerinin kullanımı yıllık ve günlük planlarda belirtilen hedef ve davranışlara göre farklılık göstermektedir. Diğer bir deyişle, bilgi düzeyinde farklı yöntem ve teknik, kavrama ve uygulama düzeyinde farklı

3- BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİM

1- Hızlı bir değişim yaşamaktayız. Bu değişimin kaçınılmaz sonucu olarak da öğretim ortamında bizi bilgiye ulaştıracak, bilgiyi kullanabilmemizi ve yayabilmemizi sağlayacak her türlü aracı kullanmak zorundayız. Çevre ile iletişim kurabilmemizin yolu artık buradan geçmektedir. Bunun sonucu olarak, bugün gerekli olan beceriler için öğretim programlarının ve yöntemlerinin değişmesi gerekmektedir. Çünkü bilgi teknolojileri kültürü ve ekonomiyi zorlayan bir güç olmuştur. Bu nedenle teknoloji ile öğretim programının birleştirilmesi gerekmektedir.

2-Bilgisayar, her alanda olduğu gibi eğitim sektöründe de kullanılmakta ve okul programlarında bilgisayar eğitimi adıyla yerini almaktadır. Bilgisayarlar öğretme yöntem ve tekniklerinde de etkisini göstermiş ve son on yıldır bilgisayar destekli öğretim uygulamalarına başlanmıştır.

Bilgisayar destekli öğretim kavramının ortaya atılışı 1960’lı yıllardan sonra olmuş, 1970’li yıllarda A.B.D.’deki üniversitelerin bünyelerinde bilgisayar destekli öğretim çalışmalarına ve araştırmalarına yer verilmeye başlanmıştır (Demirel, 1986 : 45).

3- Şimşek (1998) BDÖ’i, öğretmen dahil, diğer ortamlar aracılığı ile yapılan öğretimin, kendine özgü potansiyelini kullanmak suretiyle bilgisayardan yararlanılması şeklinde tanımlamaktadır. Uşun (2000)’a göre de BDÖ; bilgisayarın öğretimde öğrenmenin meydana geldiği bir ortam olarak kullanıldığı, öğretim sürecini hızlandıran, öğrenci motivasyonunu güçlendiren, öğrencinin kendi hızına göre yararlanabileceği, kendi kendine öğrenme ilkelerini bilgisayar teknolojisiyle birleşmesinden oluşmuş bir öğretim metodudur. Bu tanımlara paralel olarak, BDÖ’i kısaca, etkili öğrenmeyi gerçekleştirmek için bilgisayar teknolojisinin avantajlarından yararlanılarak öğrenme ortama oluşturulması ve bu ortamda gerçekleştirilen öğretim etkinlikleri şeklinde tanımlanabilir.

4- Bilgisayarın öğretim ve Öğrenme Etkinliklerde Kullanımı

Bilgisayarın her şeyden önce öğretim ve öğrenme sürecini destekleyen bir araç olarak düşünülmesi gerekir. Şimşek (1998) bilgisayar destekli öğretimi (BDÖ); öğretmen dahil diğer ortamlar aracılığı ile yapılan öğretimin, kendine özgü potansiyelini kullanmak suretiyle bilgisayardan yararlanılması şeklinde tanımlamaktadır. Uşun’a (2000) göre de BDÖ; bilgisayarın öğretimde öğrenmenin meydana geldiği bir ortam olarak kullanıldığı, öğretim sürecini hızlandıran, öğrenci motivasyonunu güçlendiren, öğrencinin kendi hızına göre yararlanabileceği, kendi kendine öğrenme ilkelerini bilgisayar teknolojisiyle birleşmesinden oluşmuş bir öğretim metodudur. Bu tanımlara paralel olarak, BDÖ kısaca, etkili öğrenmeyi gerçekleştirmek için bilgisayar teknolojisinin avantajlarından yararlanılarak öğrenme ortamı oluşturması ve bu ortamda gerçekleştirilen etkinlikler şeklinde tanımlanabilir.

Yukarıdaki tanımlar BDÖ’in etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Ancak, BDÖ sürecinde fiziki altyapı, öğrenci motivasyonu, öğrencinin bilgisayara ilgisi, öğrenmede bireysel farklılıklar, öğrenme sitilleri, öğretmenin öğretim yöntem ve tekniklerine bakış açısı, bilgi ve becerisi ve değişen rolü gibi çok çeşitli faktörler etkili olmaktadır.

Bilgisayar destekli öğretimin temel amaçları; verimli, etkili ve hızlı öğrenmeye yardımcı olmaktır. Barker ve Yeates (aktaran : Uşun, 2000) bilgisayar destekli öğretimin amaçlarını şu şekilde sıralamıştır.

? Geleneksel öğretim yöntemlerini daha etkili hale getirmek,
? Öğrenme sürecini hızlandırmak,
? Zengin bir materyal sağlamak,
? Etkili öğretimi gerçekleştirmek,
? İhtiyaca dayalı öğretimi gerçekleştirmek,
? Telafi edici öğretimi sağlamak,
? Öğretimde sürekli olarak niteliğin artmasını sağlamak,
? Bireysel öğretimi gerçekleştirmek.
5- Bilgisayar destekli öğretimde, bilgisayarın öğretme sürecine öğretmenin yerine geçecek bir seçenek olarak değil, sistemi tamamlayıcı güçlendirici bir araç olarak girmesi esastır.
6- Bilgisayarın Öğretim ve Öğrenme Etkinliklerinde Kullanımı

Bilgisayarın öğretim ve öğrenmedeki kullanım alanları genel olarak üç grupta toplanabilir:

1- Öğretim amaçlı yazılımlar (bire-bir öğretim programları, alıştırma ve uygulama programları, benzeşim programları, öğretici oyun programları),
2- Öğretimi destekleyici ve zenginleştirici yazılımlar (uygulama, çizim programları, masaüstü yayıncılık),
3- Çoklu ortam (ansiklopedi, sözlük),
4- İnternet (www siteleri, elektronik posta, haber grupları, sohbet grupları, videokonferanslar).
5- BDÖ’de öğretmen konuyu işlerken sahip olduğu donanım ve yazılım olanaklarına, konunun ve öğrencilerin özelliklerine göre bilgisayarı değişik yer ve zamanlarda kullanabilir. Bu kullanım biçimler:
Diğer bir anlatımla Bilgisayar Destekli Öğretim programlarının uygulanışı i) alıştırma ve tekrar, ii) bire bir öğretim, iii) problem çözme ve iv) benzetim, programları olmak üzere dört çeşittir (Aşkar, 1989).

i) Alıştırma ve Tekrar Programları : Bilgisayarın en yaygın uygulamalarından biri alıştırma ve tekrar programları ile işlenmiş konularla ilgili araştırma ve tekrar yaptırılmasıdır. Alıştırma ve tekrar programlarının kullanımı ile ilgili iki türlü yaklaşım düşünülebilir.

a. Öğrenciye zorlukları belli bir dizi soru verilerek yapılan araştırmalar: Burada öğrencinin karşısına bir soru gelir. Öğrenci ekranda gösterilen soruya bir cevap verir. Eğer cevap doğru ise başka bir soruya geçilir. Cevap yanlış ise bilgisayar soruyu bir daha sorar. Cevap gene yanlış ise bilgisayar sorunun doğru cevabını verir ve bir sonraki soruya geçer. Aynı soruyu sorma sayısı program hazırlanırken düzenlenebilir. Bu tür alıştırmalarda sorular ve sıraları programda sabittir ve öğrenciye göre değişmemektedir. Bunlara bilgisayar kontrollü alıştırma programları denilmektedir.
b. Öğrencinin öğrenilmemiş davranışları ile ilgili sorular verilerek yapılan alıştırmalar : Öğrenci sırası ve sayısı belli sorular üzerinde çalışacağına, öğrenme eksiğinin olduğu konularla ilgili sorular üzerinde çalışır. Burada öğrencinin öğrenemediği bilgiler ve beceriler bilgisayar tarafından sorular yolu ile tespit edilir ve çalışma bunlar üzerinde yoğunlaşır. Bu sorulara çalışma havuzu denilmektedir. Öğrencinin kazandığı davranışlar ile ilgili sorular, bilgisayarda öğrenciye ait başka bir yerde toplanır. Böylece, öğrenci yeniden çalışmaya başladığında öğrenilmiş davranışları ile ilgili sorularla karşılaşmaz. Öte yandan öğrendiklerinin kalıcılığını sağlamak için kazandığı davranışlar üzerinde de tekrar yapma imkanına sahiptir.

ii) Bire Bir Öğretim Programları : Bilindiği üzere en ideal öğrenme, bir öğretmenin bir öğrenci ile çalışmasıyla gerçekleşendir. Mevcut durumda böyle bir eğitim sistemini gerçekleştirmek imkansız görülmektedir. Ancak bilgisayarın okullarda kullanılması bire bir öğretimi belli bir ölçüde sağlamaktadır. Bu tür programlar ile bir konu ile ilgili olgu, yöntem, kavram, ilke, genelleme ve kanunların bilgisayardan öğrenilmesi amaçlanmaktadır. Bire bir öğretim programında bulunan öğeler şunlardır.

? Öğrencinin dikkatini çekme,
? Öğrenciyi hedeften haberdar etme,
? Ön bilgileri hatırlatma,
? Uyarıcıyı sunma ve rehberlik sağlama,
? Davranışı ortaya çıkarma,
? Davranışı değerlendirme.
Bire bir öğretim programları sayesinde öğrenci kendi hızına göre çalışır. Ayrıca istediği kadar tekrar yapma imkanına sahiptir. Bu tip programlar öğretim zamanını kısaltmakta ya da bu zaman içinde daha fazla uygulama yapmayı mümkün kılmaktadır. Bire bir öğretim programları herhangi bir nedenden dolayı dersi kaçırmış olan öğrencilere de büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Öğrenci kaçırdığı derse ait yazılımı çalışarak bir sonraki derse hazır duruma gelir.

iii) Problem Çözmeye Yönelik Programlar : Eğitimin en önemli görevlerinden bir öğrencilerde karşılaştıkları problemleri çözme becerisini geliştirmektir. Ancak problem çözümünün öğretilmesi kadar problemi çözmek için gerekli bilginin de öğretilmesi gerekmektedir. Bilgisayarın problem çözme becerisinin öğretiminde yerini şu şekilde sıralamak mümkündür.

? Öğrenci gerçek hayatta karşılaşabileceği problemler üzerinde çalışabilir.
? Problem ile ilgili bilgiye ulaşması çabuk ve kolay olur.
? Öğrencinin, problem çözümünün hangi basamaklarında güçlükle karşılaştığı tespit olunur ve öğrenci güçlüğünün giderilmesi için yönlendirilir.
? Öğrenciye çok fazla sayıda problem çözme imkanı tanıdığı için öğrenci deneyim kazanır.
Problem çözmeye yönelik programların başında LOGO gelmektedir. Ancak bu tür programların hazırlanması ve geliştirilmesi oldukça zordur.

iv) Benzetim Programları : Benzetim, gerçek hayattaki olayların kontrollü bir şekilde temsil edilmesi olarak tanımlanabilir. Benzetim programları, öğretimi zenginleştiren, öğrencileri gerçek hayata hazırlayan ve bu işlevi yerine getirirken bilgi ve becerileri görerek ve yaparak kazanılmasını sağlayan programlardır. Benzetim programlarının devreye girmesi ile mevcut laboratuvar ortamında gerçekleştirilmesi mümkün olmayan ve bu nedenle eğitim programında yer verilmeyen bilgi ve gösterilerin eğitim programında yer alması sağlanmaktadır. Benzetim programları sayesinde;

? Tehlikeli olan deneyler,
? Gerekli araç ve gereçlerin kontrollü ortamlarda bulunmayan deneyler,
? Zor tekrarlanabilen deneyler,
? Pahalı olan deneyler
Eğitim ortamına getirilmektedir.

Bilgisayar Destekli Öğretim Programlarının
Hazırlanmasında Dikkat Edilecek Hususlar

? Program hazırlanırken kullanım amacı açıkça belirtilmelidir.
? Programın içeriği eğitim programına uygun olmalıdır.
? Programlarda kullanılacak olan öğrencilerin sınıf ve yetenek düzeyleri belirtilmelidir.
? Kazandırılacak olan davranışlar programda belirtilmiş olmalıdır.
? Program ile öğrencilerde geliştirilecek olan davranışın tam olarak ve istenilen düzeyde kazandırılması için gerekli olan ipuçları ve pekiştireçler programda yer almalıdır,
? Program açık, net ve anlaşılır bir dille yazılmalıdır.
? Programdaki sorular öğrencinin kazandırılmak istenen davranışları ne ölçüde kazandığını belirlemeye yönelik olmalıdır. Böylece program öğrenme eksiği olan öğrencilerin eksikliklerinin nereden kaynaklandığını belirleyebilir.
? Program hazırlanırken sürecin ayrıntıları, makine tarafından yürütülecek biçimde açık ve kesin olmalıdır.
? Programda öğrencinin cevabının doğru ya da yanlış olması ile ilgili dönüt üzerinde durulmalıdır.
? Program öğrenciye dikkatli hizmet etmeli fakat baskı yapılmamalıdır.
? Programın esaslarını beceriler ve davranışlar oluşturmalıdır.
? Programda öğrenme kadar tüm operasyonu geliştirmek için öğretmen ve yöneticilere dönüt sağlanmalıdır.
? Araç-gereç uzmanı, konu alanı uzmanı, program geliştirme uzmanı, bilgisayar programcısı bir ekip olarak çalışmalıdır.

Bilgisayar Destekli Öğretimin Yararları

1. BDÖ öğrencileri sürekli etkin tutar. Öğrenci bilgisayarın üreteceği sorulara yanıt vermesi gerektiğinden , sürekli etkin olmak zorundadır.
2. Her öğrenciye kendi öğrenme hızında bir öğrenim sağlar. BDÖ her öğrenciye kendi öğrenme sürecini düzenleme hakkı verir.
3. Her öğrenci öğrendiği konu ile ilgili sorularına yanıt alabilir. Sınıfların kalabalık olması, zamanın sınırlı olması, bireysel farklılıklar nedeniyle öğrencilere soru sorulmayabilir. BDÖ de ise öğrenci bilgisayarla etkileşim kurarak sorular sorabilmektedir.
4. BDÖ de bilgisayara kolayca uygulanabilen benzetim tekniği ile gerekli bilgiler sağlanabilmektedir.
5. BDÖ de öğretmenden öğretmene değişen öğretimin niteliği oldukça yüksek düzeye çıkarılabilir.
6. BDÖ ile konular daha kısa sürede sistematik olarak öğretilebilir.
7. Kişisel yapısından dolayı potansiyelini ortaya koyamayan öğrenciler BDÖ de başarılı olabilir.
8. Öğrenci kendine ait bir kişisel öğrenme ortamında rahatlıkla çalışır.
9. Öğrenim küçük birimlere kadar indirildiğinden başarı, bu birimler üzerinde sınanabilir.
10. BDÖ öğretmeni dersi tekrar etme, ödev düzeltme vb. görevlerden kurtararak öğrencilerle bireysel olarak ilgilenme zamanı kazandırır.

Yorum Yaz